16 Ağustos 2011 Salı

vosvosun var derdin var, eder sana dünyayı dar :)

geçen hafta perşembe sabahı doli'nin çalışmaması ile işlerimize, herkes gibi, toplu taşıma araçlarını kullanarak gittik (en azından ben öyle yaptım). kullandığım güzergahta sabahları trafik ve balık istifi otobüsler olmadığından büyük bir sorun teşkil etmedi benim için yayan olmak. tek sıkıntı ayaklarımı vuran ayakkabılarım idi :( bugün artık arabamızı çalıştırma kararını verdik ve sabah, tocamın şirket arabası ile poposunda ittiği arabamızı ters şeride girmek marifeti ile yokuş aşşağı salıp vurdurarak çalıştırmak istedik. il başta becerdiğimizi de sandık ama akünün ömrü daha fazla vefa etmedi doliyi çalıştırmaya :) biz de uygun bir yere çekip arabayı adil ustayı almaya gittik. ilk iş yanına aldığı aküyü denemek oldu ustanın. zaten biz de farların düğmesini açık unuttuğumuzu görsek aküden olduğunu anlayacakmışız :) vosvoslarda akü takviyesi biraz teferruatlı bi iş. biz de dolinin arkasını kamp masa ve sandalyeleri ile doldurduğumuzdan önce onları ordan tahliye etmek zorunda kaldık. bir de ne görelim kocaman kocamın yıllar önce kaybettiği ve benim çöpe attığımdan şühelendiği, fakir ama çizikten önünü göremeyen güneş gözlüğü arka koltuktaydı :) keyfi yerine gelen md, araba olmasa da olur "ben gözlüğümü buldum bu bana yeter dedi :P

not: md; kocaman kocam :)
doli; bizim emektar vosvosumuz, çeyizimin en değerli parçası ;)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder